Anadolu’nun Kayıp İmparatorluğu Hititler: Tarihleri, Sanatları, Kanunları ve Gizemli Çöküşleri!

Anadolu’nun Kadim Devi: Hitit Uygarlığına Derinlemesine Bir Bakış

Hititler, ya da eski Türkçe kaynaklarda geçtiği şekliyle Etiler, özellikle Tunç Çağı’nda Anadolu coğrafyasında ve komşu bölgeler olan Levant (Doğu Akdeniz) ve Kıbrıs’ta derin izler bırakmış, büyük bir imparatorluk kurmuş kadim bir halktır. Kökenleri, gelişmiş kültürleri, sanatları, hukuk sistemleri ve gizemli çöküşleriyle tarih meraklılarının her zaman ilgisini çekmişlerdir.

Kökenleri ve Anadolu’ya Gelişleri

Hititlerin, MÖ 3000’li yıllarda tam olarak bilinmeyen sebeplerle güneye doğru göç etmeye başlayan Kuzey Avrupa kavimlerinden biri olduğu düşünülmektedir. Anadolu’ya ise MÖ 2100-2000 yılları arasında Kafkasya üzerinden geldikleri ve Doğu ile Güneydoğu Anadolu’ya yerleştikleri tahmin edilmektedir. Bu dönemde Anadolu’da hakim olan Hatti ve Hurri beyliklerinin yanı sıra farklı Hint-Avrupalı kavimlere de rastlanmaktaydı. Hitit prenslerinin çeşitli politik nedenlerle Hattice ve Hurrice isimler alması, kimin yerli halk kimin göçmen olduğunun anlaşılmasını zorlaştırmıştır.

Kendilerine “Nesili” (Nesice konuşan) adını veren Hititler, bu ismi Kültepe’nin (antik Neşa) eski adından almışlardır. Bulundukları topraklara “Hatti Ülkesi” demeleri ve kendilerini “Hatti sakini” olarak tanımlamaları nedeniyle, 20. yüzyıl başlarında Anadolu’da çalışan bilim insanları onlara Hatti adını vermişlerdir. Ancak Boğazköy’de (Hattuşaş) bulunan tabletlerin okunması ve 1917’de Bedřich Hrozný’nin Hititçenin bir Hint-Avrupa dili olduğunu kanıtlamasıyla, Eski Ahit’te “Hittim” olarak anılan halkın Anadolu’daki Hititler olduğu anlaşılmıştır.

Sedat Alp’in Asurca metinlerdeki Anadolulu şahıs adları üzerine yaptığı incelemeler, Anadolu’da belirgin Hitit izlerinin MÖ 1800-1700 yılları arasında Neşa’da (Kültepe) görüldüğünü ortaya koymuştur.

Hitit Tarihinin Ana Hatları

Hititlerin Anadolu’daki egemenlikleri genel olarak iki ana dönemde incelenir:

  • Eski Krallık Dönemi (MÖ 1660-1460): Bu dönemde Hititler, İç Anadolu’daki Hatti beyliklerini ele geçirerek başkenti Hattuşaş olan bir devlet kurmuşlardır. I. Hattuşili ve I. Murşili gibi krallar döneminde Kuzey Suriye ve Babil’e kadar uzanan fetihler yapılmıştır. Bu dönemin sanatı büyük ölçüde yerel Anadolu geleneğine bağlıdır.
  • Büyük Krallık (İmparatorluk) Dönemi (MÖ 1460-1190): II. Tuthaliya ile başlayan bu dönemde Hititler yeniden güçlenerek bir imparatorluk haline gelmiş, Mısır ve Babil’in yanında Ön Asya’nın üçüncü büyük politik gücünü oluşturmuşlardır. I. Şuppiluliuma döneminde imparatorluk en geniş sınırlarına ulaşmış, Levant ve Yukarı Mezopotamya’ya kadar yayılmıştır. Bu dönemde Mısır firavunu Tutankhamun’un dul eşi Ankhesenpaam’ın, Şuppiluliuma’nın oğullarından biriyle evlenmek istemesi, Hititlerin artan etkisini gösteren önemli bir olaydır.

Kadeş Muharebesi ve Antlaşması

Hitit tarihinin en bilinen olaylarından biri, MÖ 1285 (bazı kaynaklara göre MÖ 1274) yılında II. Muvatalli önderliğindeki Hitit ordusu ile II. Ramses komutasındaki Mısır ordusu arasında Kadeş şehri yakınlarında yapılan Kadeş Muharebesi’dir. Savaşın sonucu kesin olmamakla birlikte, her iki taraf da zafer iddia etmiştir. Ancak savaş sonrası Amurru Krallığı’nın yeniden Hititlere bağlanması, Hititlerin stratejik bir üstünlük sağladığına işaret eder. Bu savaşı takiben MÖ 1270 (veya MÖ 1259) yılında imzalanan Kadeş Antlaşması, dünyanın bilinen ilk büyük yazılı barış antlaşması olma özelliğini taşır.

İmparatorluğun Sonu

IV. Tuthaliya’dan sonra Hitit İmparatorluğu hızla zayıflamaya başlamıştır. MÖ 1200 yılları civarında Balkanlardan Anadolu’ya gelen büyük göç dalgaları (“Deniz Kavimleri” göçleri), kuzeydeki savaşçı Kaşka kavminin saldırıları ve iç karışıklıklar gibi faktörler imparatorluğun sonunu getirmiştir. Başkent Hattuşaş terk edilmiş ve Hitit devleti tarih sahnesinden çekilmiştir.

Geç Hitit Krallıkları Dönemi

Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra, Hitit/Luvi kültürü ve geleneği Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye’de kurulan Geç Hitit (Yeni Hitit) şehir devletleri aracılığıyla yaklaşık beş yüzyıl daha devam etmiştir. Karkamış, Malatya (Melid), Zincirli, Karatepe gibi merkezler bu dönemin önemli krallıklarına ev sahipliği yapmıştır. Bu krallıklar, MÖ 700’lü yıllara kadar Asur saldırılarıyla ortadan kalkmışlardır.

Hitit Sanatı

Hitit sanatı, İmparatorluk Çağı’nda zirveye ulaşmıştır. Başkent Hattuşaş, Alacahöyük ve Yazılıkaya gibi merkezlerdeki kabartmalar, heykeller ve mimari yapılar Hitit sanatının gücünü ve özgünlüğünü yansıtır. Dinsel ve kraliyet temaları sanatta ağırlıklı olarak işlenmiştir. Sfenksli Kapı, Aslanlı Kapı, Yazılıkaya açık hava tapınağındaki tanrı ve tanrıça kabartmaları (Teşup, Hepat, Şarruma vb.) ve ortostatlar dönemin önemli örnekleridir. Geç Hitit sanatında ise anıtsal kabartmalar ve heykeller öne çıkar. Bu dönemde dünyevi konular da sanat eserlerine yansımaya başlamış, özellikle mezar stelleri yaygınlaşmıştır. İvriz kaya kabartması bu dönemin en bilinen eserlerindendir. Geç Hitit sanatı, Arami ve Fenike etkileriyle gelişerek İyon sanatına da örnek olmuştur.

Dil ve Yazı

Hint-Avrupa dil ailesinin bilinen en eski üyesi olan Hititçeyi (kendileri Neşaca derlerdi) konuşan Hititler, iki tür yazı sistemi kullanmışlardır: Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda öğrendikleri Babil kökenli çivi yazısı ve Anadolu kökenli Luvi hiyeroglif yazısı. Resmi yazışmalar ve arşivler çivi yazısıyla tutulurken, kaya anıtları ve mühürlerde hiyeroglif yazı tercih edilmiştir. Hititçe, Bedřich Hrozný tarafından 1915’te çözülmüştür.

Hitit Kanunları

Hitit kanunları, pişmiş kil tabletlere çivi yazısıyla kaydedilmiştir. Bulunan iki ana tablette toplam 186 madde yer alır ve bu kanunlar Eski Hitit Krallığı döneminden itibaren uygulanan yasaların bir derlemesidir. Zamanla yasal reformlar yapılarak bazı suçlara daha insani cezalar getirilmiştir. Kanunlar, cezai yaptırımların yanı sıra miras ve ölüm gibi durumları da düzenlemiştir ve Eski Ahit’teki bazı yasalarla benzerlikler gösterir.

Hitit Dini

Çoktanrılı bir inanca sahip olan Hititlerin panteonunda binlerce tanrı ve tanrıça bulunur. Bu tanrıların çoğu, Hatti, Hurri gibi komşu ve daha eski Anadolu kavimlerinin dinlerinden alınmıştır. Tanrılar insan biçiminde tasavvur edilir ve insanlar gibi ihtiyaçları olduğuna inanılırdı. Baş tanrıları Fırtına Tanrısı Teşup’tur.

Eski Ahit ve Hititler

Eski Ahit’te Hititlerden (Hethoğulları) sıkça bahsedilir. Bu referansların orijinal Hattilere mi, Hint-Avrupalı Hititlere mi, yoksa Kenan bölgesindeki farklı gruplara mı işaret ettiği konusu bilimsel bir tartışma konusudur. Eski Ahit, Hititleri genellikle İsrailoğulları arasında yaşayan, bazen onlarla müttefik olan bir halk olarak tasvir eder.

Hitit Uygarlığının Keşfi

Hitit uygarlığı, 19. yüzyılın ikinci yarısı ve 20. yüzyılın başlarında yapılan arkeolojik keşiflerle gün yüzüne çıkarılmıştır. Charles Texier’nin 1834’teki ilk keşifleri, Kültepe tabletleri, William Wright’ın Boğazköy’deki (Hattuşaş) buluntuları, Mısır-Amarna mektupları ve özellikle Hugo Winckler’in 1906’da Hattuşaş’ta bulduğu büyük kraliyet arşivi, bu kayıp imparatorluğun yeniden keşfedilmesinde kilit rol oynamıştır. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün Hattuşaş’taki kazıları, bu uygarlığın daha iyi anlaşılmasına büyük katkı sağlamıştır.

 

🌟 Blog metinlerimizi beğendiyseniz, asıl macera Anlatika Mağaza‘da sizi bekliyor!

 

Yüzlerce e-kitap arasından size hitap edeni bulun ve okuma listenizi hemen zenginleştirin. Yeni yazarlar, farklı konular ve sınırsız bilgi… Hadi, Keşfet!

➡️ Anlatika E-Kitap Dünyasına Adım Atın: https://www.shopier.com/anlatika


Anlatika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir yanıt yazın

Trending

Anlatika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin