Pergamon (Bergama): Attalosların Başkenti, Zeus Sunağı’nın ve Parşömenin Anavatanının Hikayesi!

Helenistik Çağın Parlayan Yıldızı: Pergamon’un Binlerce Yıllık Mirası

Pergamon (Grekçe: Πέργαμον), günümüzde İzmir iline bağlı Bergama ilçesinin merkezinde yükselen, antik çağlarda Misya bölgesinin en önemli merkezlerinden biri ve MÖ 282-133 yılları arasında Pergamon Krallığı’nın başkenti olmuş görkemli bir antik kenttir. Adını mitolojik bir kahraman olan Pergamos’tan aldığı rivayet edilen bu kent, Helenistik dönemin kültür, sanat ve bilim alanındaki zirvelerinden birini temsil eder. 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası olarak tescillenen Pergamon, Akropolü, kütüphanesi, Zeus Sunağı ve Asklepion’u ile ziyaretçilerini büyülemeye devam etmektedir.

Pergamon Neresidir? Yerleşim ve Coğrafi Özellikler

Pergamon, İzmir’in kuzeyinde, Bakırçay (antik Kaikos) Vadisi’nde, bu ırmağın kolları olan Kestel (Keteios) ve Bergama (Selinus) Çayları’nın birleştiği noktada konumlanmıştır. Denizden yaklaşık 30 km içeride bulunan kent, 335 metre yüksekliğindeki bir tepenin üzerine kurulmuştur. Bu tepe yerleşimi, topografik zorunluluklar nedeniyle eşsiz bir kent düzeni ve teraslama sistemiyle şekillenmiştir.

Bir Krallığın Doğuşu ve Yükselişi: Pergamon Tarihi

  • Mitolojik Kökenler ve İlk Bilgiler: Pergamon adının kökeni söylencelere dayanır. Yazılı belgelerde ise Pergamon’dan ilk kez MÖ 4. yüzyılın başlarında söz edilir.
  • Attalos Hanedanı ve Altın Çağ (MÖ 282-133): Makedon Kralı Büyük İskender’in MÖ 334’te kenti ele geçirmesinin ardından, onun ölümünden sonra generallerinden Lysimakhos’un komutanı olan Filetairos (Philetairos), Attalos Hanedanı’nı kurarak Pergamon Krallığı’nın temellerini atmıştır.
    • I. Eumenes ve I. Attalos: Filetairos’un ardından yeğeni I. Eumenes ve onun kuzeni I. Attalos döneminde krallık güçlenmiş ve Anadolu’da önemli bir siyasi varlık haline gelmiştir.
    • II. Eumenes (MÖ 197-159): Krallık en parlak dönemini yaşamış ve en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Bu dönemde, içerisinde 200.000 el yazması eserin bulunduğu ünlü Pergamon Kütüphanesi inşa edilmiş ve kuzu ile keçi derilerinden yapılan parşömen kağıdının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması sağlanmıştır.
    • II. Attalos ve III. Attalos: II. Attalos (MÖ 160-138) krallığın gelişimini sürdürmüştür. Son kral III. Attalos ise dengesiz davranışlarıyla tanınmış ve MÖ 133’te bir varis bırakmadan öldüğünde krallığını Roma İmparatorluğu’na vasiyet etmiştir.
  • Roma Dönemi ve Sonrası: MÖ 129’da Roma İmparatorluğu’nun Asya Eyaleti’nin bir parçası ve bir dönem başkenti olan Pergamon, “Neocore” (Mabetler Muhafızı) unvanını almıştır. Roma döneminde de önemli bir kent olma özelliğini korumuştur.

Tepedeki Şehir: Pergamon Akropolü ve Anıtsal Yapıları

Pergamon Akropolü, Bakırçay Ovası’na hakim bir tepede yer alır ve büyük bir kale görünümündedir. Başlıca yapıları şunlardır:

  • Athena Tapınağı: Kentin koruyucusu Tanrıça Athena’ya adanmış, Akropol’ün en önemli Dor düzenindeki tapınağıdır. Birçok parçası Berlin’e götürülerek orada yeniden kurulmuştur.
  • Pergamon Kütüphanesi: Athena Tapınağı’nın kuzeyinde yer alan, Helenistik dönemin en büyük kütüphanelerinden biridir.
  • Zeus Sunağı (Altarı): Helenistik dönemin heykeltıraşlık ve mimarlık başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Galatlara karşı kazanılan zaferi simgeleyen kabartmalarıyla ünlüdür. Sunağın büyük bir bölümü de Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde sergilenmektedir.
  • Yukarı Agora: Siyasi ve ticari faaliyetlerin merkezi olan halk meydanı.
  • Kral Sarayları: Akropol’ün en yüksek yerinde bulunan, sade görünümlü yapılar.
  • Tiyatro: Akropol’ün batısındaki dik yamaca inşa edilmiş, yaklaşık 10.000 kişilik Helenistik dönem tiyatrosu. Ahşap ve sökülüp takılabilir bir sahneye sahipti.
  • Dionysos Tapınağı: Tiyatro terasının kuzeyinde yer alan tapınak.

Halkın Yaşam Alanları: Orta Kent, Aşağı Kent ve Diğer Önemli Yapılar

  • Orta Kent: Halkın daha rahat girip çıktığı bu bölümde Demeter Kutsal Alanı, üç teras üzerine kurulu büyük Gymnasion kompleksi (yetişkinler, gençler ve çocuklar için ayrı bölümleri, derslikleri ve koşu yollarıyla) ve Asklepios Tapınağı (muhtemelen ana Asklepion ile bağlantılı daha küçük bir kült yeri) bulunuyordu.
  • Aşağı Kent: Aşağı Agora, heykel okulu ve Attalos Evi gibi konut yapılarını içeriyordu. MÖ 2. yüzyılda surlarla çevrilen kente Eumenes Kapısı’ndan giriliyordu.
  • Kızıl Avlu (Serapis Tapınağı): Eski Pergamon’un Mısır tanrılarına adanmış en büyük yapısıdır ve kırmızı tuğlaları nedeniyle bu adı almıştır.
  • Roma Kenti Yapıları: Kentin kuzeybatısında, Roma dönemine ait 50.000 kişilik bir amfitiyatro ve 30.000 kişilik bir tiyatro bulunuyordu.
  • Asklepion: Kentin biraz dışında yer alan, antik dünyanın en önemli sağlık merkezlerinden biriydi. Hekimlik tanrısı Asklepios’a adanmış bu kompleks, tapınakların yanı sıra tıp okulu, kütüphane, tiyatro ve tedavi merkezlerini içeriyordu. Hastalar burada bitkisel ilaçlar, su ve çamur banyoları, spor, müzik, eğlence ve telkin yoluyla tedavi edilirdi. (Metindeki “Orta Kentteki Asklepios Tapınağı” ile Th. Wiegand’ın kazdığı “Akslepieion” muhtemelen bu ana sağlık merkezine veya onunla ilişkili bir yapıya atıfta bulunmaktadır.)
  • Demeter Tapınağı: Mysia Bölgesi’nin güneybatısında yer alan, Hellenistik ve Roma Dönemi’nin önemli bir kült merkeziydi. Philetairos zamanında anıtsal formuna kavuşmuş, I. Attalos’un eşi Apollonis’in bağışlarıyla bugünkü boyutlarına ulaşmıştır.

Pergamon’u Gün Yüzüne Çıkaranlar: Araştırma ve Kazı Tarihi

Pergamon’daki ilk kalıntılar 1870’lerde Alman mühendis Carl Humann tarafından fark edildi. İlk sistemli kazılar 1878’de C. Humann, A. Conze ve R. Bohn tarafından başlatıldı. Daha sonra W. Dörpfeld, Th. Wiegand, E. Boehringer, W. Radt ve F. Pirson gibi önemli arkeologlar tarafından kazı ve araştırmalar sürdürülmüştür. Bu çalışmalarla kentin büyük bir bölümü (Yukarı Kent, Orta Kent, Aşağı Kent, Heroon, Kızıl Avlu, Asklepion) ortaya çıkarılmıştır.

Pergamon’dan Kalanlar: Mimari ve Çanak Çömlek Buluntuları

Pergamon’da yapılan kazılarda Arkaik Dönem’e (MÖ 7-6. yy) ait kent suru kalıntıları ve çok miktarda seramik bulunmuştur. Kentin Hellenistik ve Roma dönemlerine ait görkemli mimari kalıntılarının yanı sıra, tümülüsler, kaya mezarları ve lahitler de önemli buluntular arasındadır. Bergama’da kurulan Bergama Müzesi, Türkiye’nin ilk arkeoloji müzesi olup, Pergamon buluntularının birçoğunu sergilemektedir. Ancak Zeus Sunağı ve Athena Tapınağı’nın önemli bölümleri gibi birçok eser, günümüzde Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde bulunmaktadır.


Anlatika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir yanıt yazın

Trending

Anlatika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin