Çelebi Mehmed (I. Mehmed): Küllerinden Doğan Bir İmparatorluğun Mimarı
Tarih, bazen büyük yıkımların içinden doğan daha büyük toparlanmalara sahne olur. Osmanlı İmparatorluğu’nun beşinci padişahı olan I. Mehmed, namıdiğer Çelebi Mehmed (1386 – 26 Mayıs 1421), babası Yıldırım Bayezid’in Ankara Savaşı’nda esir düşmesinin ardından paramparça olan devleti yeniden bir araya getiren tarihi bir figürdür. Kardeşleriyle girdiği 11 yıllık kanlı taht mücadelesinden galip ayrılarak devleti uçurumun kenarından almış ve bu eşsiz başarısından dolayı tarihçiler tarafından haklı olarak “Osmanlı İmparatorluğu’nun İkinci Kurucusu” unvanıyla onurlandırılmıştır.
Anlatika olarak tarihin tozlu sayfalarında gezinirken, bir liderin zekâsının, sabrının ve stratejik öngörüsünün koca bir imparatorluğun kaderini nasıl baştan yazdığına en güzel örnek olarak Çelebi Mehmed’i gösterebiliriz. Gelin, bu büyük devlet adamının çalkantılı hayatına, savaşlarına ve bıraktığı derin mirasa yakından bakalım.
“Kirişçi” ve “Çelebi”: Unvanların Arkasındaki Derin Anlam
I. Mehmed, Arap ve Bizans tarihlerinde genellikle “Kirişçi” veya “Kirî” lakabıyla anılmıştır. Ünlü tarihçi Halil İnalcık’a göre bu adlandırma, Yunancada “genç efendi” anlamına gelen Kyrtzes kelimesinden türemiştir. Öte yandan, Osmanlı geleneğinde bu lakabın yay yapma sanatındaki ustalığından, gençliğinde bir kiriş ustasının yanında çıraklık yapmasından veya bir suikast girişiminden (yay kirişiyle boğulmaktan) kurtulmasından geldiğine dair çeşitli rivayetler de bulunmaktadır.
Diğer ve en çok bilinen unvanı olan “Çelebi” ise erken dönem Osmanlı’da şehzadeler için kullanılan; “asil, görgülü, okumuş, bilgili” kimseleri ifade eden bir kelimedir. Kökleri Eski Türkçe’deki “Çalab” (Tanrı) kelimesine dayanan bu unvan, “Tanrı adamı” veya “iyi huylu beyefendi” anlamlarını taşıyarak Mehmed’in adaletli ve sabırlı karakterine tam oturmuştur. Annesi Devlet Hatun’un soyunun Mevlana’ya dayanması da bu unvanı taşımasında manevi bir zemin hazırlamıştır.
Ankara Savaşı Öncesi Dönem ve Gençlik Yılları
Çelebi Mehmed, 1386 (bazı kaynaklara göre 1379-1391 arası) yılında Edirne’de dünyaya geldi. Bursa ve Edirne saraylarında çok titiz bir eğitimden geçti; Amasyalı Sofi Bayezid ve Tokatlı Bicaroğlu Hamza gibi devrin saygın alimlerinden dersler aldı.
Henüz çok genç yaşta, babası Yıldırım Bayezid ile 1391 Canik Seferi’ne katıldı. Sivas Sultanı Kadı Burhaneddin’in Amasya’yı terk etmesi üzerine şehri teslim almakla görevlendirilen Mehmed, buradaki başarılı ve olgun yönetimiyle babasının takdirini kazandı ve Amasya sancakbeyi olarak atandı. O dönemde doğu sınırının en kritik bölgesi olan Rumiye-i Suğra (Amasya-Tokat-Sivas) eyaletini 1391’den 1402’ye kadar yönetti. 28 Temmuz 1402’deki felaketle sonuçlanan Ankara Savaşı’nda ordunun artçı ve yedek güçlerini yönettiği için, savaştan en az kayıpla ve ilk kurtulan şehzade olmayı başardı. Bu durum, gelecekteki taht mücadelesi için ona büyük bir avantaj sağlayacaktı.
Fetret Devri: Kanlı Kardeş Kavgalarından Tek Hakimiyete
Yıldırım Bayezid’in esir düşmesiyle başlayan 11 yıllık Fetret Devri (1402-1413), Osmanlı’nın parçalanma sürecidir. Emir Süleyman, İsa Çelebi, Musa Çelebi ve Çelebi Mehmed arasında amansız bir taht kavgası başladı. Mehmed, bu süreçte Amasya’yı üs olarak kullandı.
Ağabeyleri ve kardeşiyle sayısız savaşa giren Mehmed; İnceğiz, Vize ve son olarak 5 Temmuz 1413’te Çamurlu Derbent Muharebesi’nde kardeşi Musa Çelebi’yi mağlup ederek Fetret Devri’ne resmen son verdi. Musa Çelebi ile savaştığı sırada fırsattan istifade edip Bursa’yı kuşatan ve yakan Karamanoğlu Mehmet Bey’i de Subaşı İvaz Paşa’nın kazdırdığı lağımları ateşe vermesi taktiğiyle püskürtmüştü. Tüm bu badireleri atlatan Çelebi Mehmed, devleti yeniden tek çatı altında birleştirdi.
İkinci Kurucu: Tek Padişah Olarak Çelebi Mehmed Dönemi
1413 yılında Edirne’de yabancı elçileri kabul ederek mutlak egemenliğini ilan eden Sultan Mehmed, devlet kademelerini kendi vizyonuna göre şekillendirdi. Musa Çelebi döneminde güçlenen Şeyh Bedreddin’i görevden alıp İznik’e sürdü, ulemanın desteğini tazeledi. Ayrıca Bizans ile diplomatik ilişkileri onararak onlardan alınan bazı bölgeleri iade etti ve doğuya, Anadolu’ya yöneldi.
Anadolu’da Yeniden Birlik Sağlama Çabaları
Çelebi Mehmed’in ilk hedefi, devletin ilk başkenti Bursa’yı toparlamak ve Ege kıyılarında düzeni sağlamaktı. İsyan halindeki İzmiroğlu Cüneyd Bey’i sindirerek Ayasuluk’u aldı; St. Jean şövalyeleriyle müzakere ederek İzmir Kalesi’ni Osmanlı sınırlarına kattı (şövalyelere Bodrum’da kale yapma izni vererek denge politikası güttü).
Ardından yönünü Karamanoğullarına çevirdi. Konya Ovası’nda Karamanoğlu Mehmet Bey’i mağlup eden Padişah, onu ve oğlunu esir alsa da şefkatli karakteri gereği canlarını bağışladı ve bir antlaşma yaptı. (Rivayete göre Karamanoğlu, yemin ederken göğsünde bir güvercin saklamış ve sonradan “bu can tende oldukça…” yeminini kuşu salarak geçersiz kıldığını iddia etmiştir.) Dönüş yolunda Ankara’da hastalanan Padişah, ünlü şair ve hekim Şeyhî (Mevlana Sinan) tarafından tedavi edilmiş; Şeyhî, bu olayın ardından meşhur Harname adlı eserini yazmıştır.
Rumeli Seferleri ve Venedik ile İlk Deniz Savaşı
1416’da yönünü tekrar Balkanlara çeviren Çelebi Mehmed, Eflak Prensi Mircea’yı dize getirerek Eflak’ın Osmanlı’ya bağımlılığını yeniledi. Tuna Nehri üzerinde stratejik Yergöğü Hisarı’nı yaptırdı. Macaristan, Erdel ve Bosna üzerine akıncılar göndererek Balkan topraklarındaki Osmanlı nüfuzunu tartışmasız hale getirdi.
Bu dönemin en büyük yeniliklerinden biri de Gelibolu’da ilk Osmanlı donanmasının kurulmasıdır. Çalı Bey komutasındaki bu donanma, 1416 ilkbaharında Venediklilerle karşı karşıya geldi. Çanakkale önlerinde yaşanan ilk Osmanlı-Venedik deniz savaşında tecrübesiz Osmanlı donanması mağlup oldu ve Çalı Bey şehit düştü. Ancak bu olay, Osmanlı’nın Ege’deki deniz gücü olma iddiasını kanıtlıyordu. İki devlet arasında yapılan barış antlaşması için Venedik’e giden Osmanlı elçileri, şatafatlı törenlerle ağırlanarak Osmanlı’nın diplomatik ciddiyetini Avrupa’ya hissettirdi.
Şeyh Bedreddin İsyanı ve Düzmece Mustafa Gaillesi
Çelebi Mehmed’in saltanatını sarsan en büyük iç olaylardan biri, sürgünden kaçan Şeyh Bedreddin İsyanı (1418-1419) oldu. Eflak’tan aldığı destekle Deliorman’da isyan bayrağını açan Şeyh Bedreddin’in müritleri (İzmir’de Börklüce Mustafa, Manisa’da Torlak Kemal) de Anadolu’da kanlı ayaklanmalar başlattı. Sadrazam Amasyalı Bayezid Paşa ve Şehzade Murad’ın kararlı müdahaleleriyle Börklüce ve Torlak Kemal mağlup edilip idam edildi. Serez’de yakalanan Şeyh Bedreddin de yargılama sonucunda idam edilerek devlet içindeki büyük bir çatlak kapatıldı.
Bunun hemen ardından, Ankara Savaşı’nda kaybolan kardeşi Mustafa Çelebi olduğunu iddia eden (tarihimizde Düzmece Mustafa olarak bilinir) kişi, Venedik ve Bizans desteğiyle Selanik’te padişahlığını ilan etti. Padişah’ın yıldırım hızıyla Rumeli’ye geçmesi üzerine Mustafa Çelebi’nin ordusu dağıldı ve kendisi Bizans’a sığınmak zorunda kaldı.
Karakteri, Eserleri ve Şaşırtıcı Vefatı
Orta boylu, geniş omuzlu, çatık kaşlı ve açık alınlı olarak tasvir edilen I. Mehmed, devrinin en cesur cengaverlerinden biriydi. İyi bir güreşçiydi ve en sert yay kirişlerini bile zorlanmadan çekerdi. Katıldığı 24 büyük savaşta vücudunda 42 kılıç, ok ve mızrak yarası aldığı kaydedilmiştir. Buna rağmen tatlı dili, hoşgörüsü ve devlet adamlarına has sabrıyla hem Müslüman tebaanın hem de Hristiyanların sevgisini kazanmıştı. Osmanlı Saray teşkilatını sistemleştiren (kilerci, odabaşı, içoğlanları, hadımağaları vs.) bizzat kendisidir.
Mimari alanda ise Bursa’daki o muazzam Yeşil Camii, Yeşil Türbe ve Sultaniye Medresesi’ni mimar Hacı İvaz Paşa’ya yaptırarak Osmanlı’nın sanatsal gücünü perçinlemiştir.
Ölümü Gizlenen İlk Padişah
Yıpratıcı seferler ve aldığı yaralar sebebiyle bedeni erken yorgun düşen Çelebi Mehmed, 26 Mayıs 1421’de Edirne’de bir sürek avı sırasında atından düşerek felç geçirdi. Ölüm döşeğinde vezirlerini toplayarak şu tarihi vasiyeti yaptı:
“Tez oğlum Murat’ı getirin. Ben bu döşekten kalkamam. Murat gelmeden ölürsem fitne çıkar. Tedarik görün, ölümümü gizleyin.”
Düzmece Mustafa tehlikesi ve askerlerin isyan çıkarma ihtimaline karşı Padişah’ın ölümü tam 42 gün boyunca gizlendi. Askeri yatıştırmak için mumyalanmış cesedine kaftan giydirildiği, başına sarık konup pencere arkasından kollarının oynatılarak askere selam verdirildiği rivayet edilir. Osmanlı tarihinde ölümü gizlenen ilk padişah olarak tarihe geçmiştir. Şehzade Murad’ın (II. Murad) tahta çıkmasıyla birlikte cenazesi Bursa’ya getirilerek kendi yaptırdığı muhteşem Yeşil Türbe’ye defnedilmiştir.
Ailesi ve Mirası
-
Eşleri: Şehzade Hatun, Emine Hatun (II. Murad’ın annesi), Kumru Hatun.
-
Erkek Çocukları: II. Murad, Mustafa Çelebi, Mahmud, Yusuf, Ahmed, Kasım ve Orhan Çelebi gibi isimleri de kapsayan 18’e yakın şehzade.
-
Kız Çocukları: Selçuk Hatun, İnci Hatun, Sultan Hatun, Fatma Hatun, Ayşe Hatun başta olmak üzere devrin önemli devlet adamları ve Karaman beyleriyle evlilikler yaparak diplomatik dengeleri sağlayan 12 kız çocuğu.
Sultan Çelebi Mehmed; sabrı, yılmaz iradesi ve zekâsıyla koskoca bir imparatorluğu uçurumun kenarından almış, dağılan parçaları tek tek birleştirerek kendinden sonraki cihan devletinin zeminini sağlamlaştırmıştır.
🌟 Blog metinlerimizi beğendiyseniz, asıl macera Anlatika Mağaza’da sizi bekliyor! Yüzlerce e-kitap arasından size hitap edeni bulun ve okuma listenizi hemen zenginleştirin. Yeni yazarlar, farklı konular ve sınırsız bilgi… Hadi, Keşfet! ➡️ Anlatika E-Kitap Dünyasına Adım Atın: https://www.shopier.com/anlatika






Bir Cevap Yazın