Roma Parçalanırken İmparatorluğu Tek Başına Tutan Adam: Gallienus’un Gerçek Hikayesi
260 yılı, Roma İmparatorluğu için bir felaket yılıydı. İmparator Valerian, Perslere karşı yapılan Edessa Muharebesi’nde esir düşmüş, Roma’nın yenilmezlik efsanesi yerle bir olmuştu. İmparatorluk, tarihin en derin krizlerinden birinin ortasındayken, tüm yük tek bir adamın omuzlarına bindi: Valerian’ın oğlu ve ortak imparatoru Gallienus. Antik tarihçilerin “zayıf ve kadınsı” diyerek karaladığı bu adam, aslında 15 yıl boyunca bitmek bilmeyen savaşlar, isyanlar ve istilalarla boğuşarak imparatorluğun tamamen çökmesini engelleyen yorgun bir savaşçıydı.
İkiye Bölünmüş Bir İmparatorluk: İlk Yıllar
Gallienus, 253 yılında babası Valerian tarafından ortak imparator ilan edildiğinde, imparatorluk zaten büyük tehdit altındaydı. Baba ve oğul, bu devasa krizi yönetmek için imparatorluğu aralarında böldü: Yaşlı Valerian, Doğu’daki Pers tehlikesiyle ilgilenirken, genç ve enerjik Gallienus, Batı’daki Ren ve Tuna sınırlarını Cermen kabilelerine karşı savunma görevini üstlendi. Gallienus, bu ilk yıllarında son derece başarılı oldu. Cermen akınlarını durdurdu, isyancı Ingenuus’u yenilgiye uğrattı ve yetenekli bir komutan olduğunu kanıtladı.
Felaket Yılı 260: Tek Başına Bir Dünyaya Karşı
Babası Valerian’ın esir düşmesi, Gallienus’u imparatorluğun tek hükümdarı yaptı, ancak bu, parçalanmış bir imparatorluktu. Bu olay, Roma dünyasında bir kaos dalgası başlattı. Doğuda, Macriani kardeşler isyan ederek kendilerini imparator ilan ettiler. Batıda ise general Postumus, Galya, Britanya ve İspanya’yı kopararak bağımsız Galya İmparatorluğu‘nu kurdu. Roma İmparatorluğu fiilen üçe bölünmüştü ve Gallienus, sadece İtalya, Afrika ve Balkanları kontrol edebiliyordu.
Sürekli Savaş: Bir İsyandan Diğerine Koşan İmparator
Gallienus’un saltanatının geri kalanı, imparatorluğu bir arada tutmak için oradan oraya koşan bir “itfaiyecinin” hikayesidir. Hiç durmadan bir cepheden diğerine koştu:
- Doğu’daki isyancı Macriani kardeşleri başarılı bir seferle ortadan kaldırdı.
- Galya İmparatorluğu’nu kuran Postumus’un üzerine yürüdü, ancak bir kuşatma sırasında okla yaralanınca bu sefer sonuçsuz kaldı.
- İtalya’yı istila eden Alamanları Milano yakınlarında bozguna uğrattı.
- Yunanistan’ı yağmalayan Herulilere karşı başarılı seferler düzenledi.
Bu bitmek bilmeyen savaşlar, onu Roma’dan ve senatodan uzak tuttu ve aristokrat sınıfın ona olan düşmanlığını artırdı.
Geleceğin Ordusunu Kuran Reformcu
Gallienus, sürekli krizlere pratik çözümler bulmak zorundaydı ve bu süreçte Roma ordusunda devrim niteliğinde reformlar yaptı. En önemlisi, imparatorluğun herhangi bir yerine hızla sevk edilebilecek, atlı birliklerden oluşan hareketli bir stratejik rezerv gücü (comitatus) kurdu. Bu, gelecekteki imparatorların krizlere daha hızlı müdahale etmesini sağlayan hayati bir yenilikti.
Ayrıca, senatörlerin askeri komutanlıklardan dışlanması ve yerlerine profesyonel, liyakat sahibi şövalye sınıfından subayların atanması sürecini başlattı. Bu politika, orduyu daha profesyonel ve imparatora daha sadık hale getirirken, ona düşman olan Senato’nun nefretini daha da alevlendirdi.
Komplo ve Suikast: Yorgun Savaşçının Sonu
268 yılında, Gallienus bir başka isyancıyı, Aureolus’u Milano’da kuşatırken, sonunu getiren darbe en yakınındaki komutanlarından geldi. Aralarında geleceğin imparatorları Claudius Gothicus ve Aurelian‘ın da bulunduğu kendi generalleri, ona karşı bir komplo düzenledi. Bir gece, düşmanın saldırıya geçtiği yalanıyla çadırından dışarı çıkarılan Gallienus, kendi subayları tarafından vahşice katledildi.
Gallienus’un mirası, Anlatika‘da incelediğimiz gibi, tarihin nasıl yeniden yazılabileceğinin mükemmel bir örneğidir: Kendi döneminin senatör yazarları tarafından karalanan bir imparator, modern tarihçilik tarafından imparatorluğu en karanlık anında bir arada tutan yetenekli bir kriz yöneticisi olarak yeniden değerlendirilmiştir. O, Roma’nın en talihsiz ama aynı zamanda en dirençli imparatorlarından biriydi.






Bir yanıt yazın