Roma’nın İlk Arap İmparatoru ve En Büyük Tartışması: Arap Philip

244 yılında, Mezopotamya çöllerinde genç İmparator Gordian III gizemli bir şekilde hayatını kaybetti. Ordunun yeni imparatoru, onun Praetorian Komutanı olan Marcus Julius Philippus idi. Suriye kökenli, Arap asıllı bu adam, tarihe Arap Philip olarak geçecek ve Roma’yı en büyük doğum günü partisiyle coşturacak, ancak aynı zamanda “Roma’nın ilk Hristiyan imparatoru” olup olmadığına dair yüzlerce yıllık bir tartışmayı da başlatacaktı.

Çölden Tahta: Bir Komplonun Ardından Gelen Yükseliş

Arap Philip, Roma’nın yönetici elitinden değildi. Arabistan eyaletinde doğmuş, şövalye sınıfından bir ailenin oğluydu. Kardeşi sayesinde orduda yükselmiş ve Gordian III’ün Pers seferi sırasında Praetorian Komutanlığına kadar gelmişti. Çoğu Romalı tarihçiye göre, genç imparatorun ölümünün arkasındaki isimdi. Tahtı ele geçirmek için bir komplo düzenlediği ve Gordian’ı öldürttüğü iddia edilir.

İmparator olur olmaz Perslerle hızlı bir barış anlaşması yaptı, büyük bir tazminat ödedi ve meşruiyetini sağlamlaştırmak için aceleyle Roma’ya döndü.

Roma 1000 Yaşında: Muhteşem Seküler Oyunlar

Arap Philip’in saltanatının en unutulmaz olayı, 248 yılının Nisan ayında düzenlenen, Roma’nın kuruluşunun 1000. yıl dönümü kutlamalarıydı. “Seküler Oyunlar” (Ludi Saeculares) olarak bilinen bu devasa festival için imparatorluk hazinesini sonuna kadar açtı. Kolezyum’da filler, su aygırları, aslanlar ve gergedanlar dahil olmak üzere yüzlerce egzotik hayvan sergilendi ve binden fazla gladyatör dövüştürüldü. Şehir günlerce süren şenliklerle kutlama yaptı. Bu, Philip’in hem halkın sevgisini kazanma hem de kendi isyancı geçmişini unutturma çabasıydı.

İlk Hristiyan İmparator mu? Tarihin En Büyük Tartışması

Arap Philip’i tarihin en ilginç figürlerinden biri yapan şey, onun dini inancıdır. Kendisinden sonraki dönemde yaşayan Hristiyan tarihçi Eusebius, Philip’in Roma’nın ilk Hristiyan imparatoru olduğunu iddia etti. Bu iddiaya göre Philip, Paskalya ayinine katılmak istemiş ancak bir piskopos tarafından önce günahlarını itiraf etmesi şartıyla içeri alınmıştı.

Ancak modern tarihçiler bu iddiaya şüpheyle yaklaşır. Philip, saltanatı boyunca pagan tanrıları adına paralar bastırdı, babasını tanrılaştırdı ve Roma’nın en büyük pagan festivali olan 1000. yıl oyunlarını yönetti. Yine de, onun döneminde Hristiyanlara karşı hiçbir zulüm yaşanmadığı ve onlara karşı son derece hoşgörülü olduğu bir gerçektir. Bu hoşgörü, kendisinden sonra gelen ve Hristiyanlara karşı büyük bir zulüm başlatan İmparator Decius ile keskin bir tezat oluşturduğu için, sonraki nesiller tarafından Hristiyan olarak görülmesine neden olmuş olabilir.

İsyanlar, İhanet ve Verona’da Gelen Son

Kutlamalara ve şenliklere rağmen, imparatorluk çalkantı içindeydi. Philip’in Tuna sınırındaki kabilelere ödenen rüşvetleri kesmesi, büyük barbar akınlarına yol açtı. Aynı zamanda eyaletlerde yeni isyanlar ve taht talipleri ortaya çıktı. Bu isyanları bastırmak için Philip, yetenekli general Decius Trajan‘ı Tuna ordularının başına gönderdi. Bu, onun en büyük hatası olacaktı. Decius, barbarları yendikten sonra kendi askerleri tarafından o kadar çok sevildi ki, 249 yılında imparator ilan edildi.

Ordusuyla İtalya’ya yürüyen Decius’u karşılamak için sefere çıkan Arap Philip, Verona yakınlarındaki savaşta yenildi ve öldürüldü.

Arap Philip’in saltanatı, Anlatika‘da da gördüğümüz gibi, Üçüncü Yüzyıl Krizi’nin tipik bir örneğidir: Tahta bir komplo ile çıkan, meşruiyetini büyük gösterilerle sağlamaya çalışan ancak sonunda kendisinden daha güçlü bir general tarafından devrilen bir lider. O, Roma’yı en büyük partisiyle eğlendirmiş, ancak imparatorluğun temel sorunlarını çözememiş bir imparator olarak tarihe geçti.


Anlatika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir yanıt yazın

Trending

Anlatika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin