Annesinin Gölgesindeki İmparator: Severus Alexander ve Bir Hanedanın Sonu
Roma, çılgın imparator Elagabalus’un dört yıllık terör ve skandal dolu saltanatının ardından nefesini tutmuştu. Saray entrikalarının galibi, yine Severus Hanedanı’nın güçlü kadınları olmuştu. Elagabalus’u öldürtenler, tahta onun tam zıttı birini çıkardılar: 13 yaşındaki sakin, uysal ve Romalı gibi yetiştirilmiş kuzeni Severus Alexander. Ancak bu iyi niyetli başlangıç, Roma’yı tarihin en karanlık dönemlerinden birine, Üçüncü Yüzyıl Krizi‘ne sürükleyecekti.
İki Güçlü Kadının Projesi: Tahta Çıkış
Severus Alexander’ın tahta çıkışı, tamamen annesi Julia Mamaea ve büyükannesi Julia Maesa‘nın bir projesiydi. Elagabalus’un Roma’yı felakete sürüklediğini gören bu iki kadın, hanedanı kurtarmak için Alexander’ı bir alternatif olarak hazırladı. Tıpkı Elagabalus gibi, Alexander’ı da askerlerin sevdiği Caracalla’nın “gayrimeşru oğlu” olarak tanıttılar. Elagabalus kuzenini öldürmeye çalıştığında ise orduyu kışkırtarak 222 yılında 13 yaşındaki Alexander’ı tahta geçirdiler.
Perde Arkasındaki İmparatoriçe: Julia Mamaea’nın Yönetimi
Severus Alexander’ın 13 yıllık saltanatı boyunca imparatorluk, aslında annesi Julia Mamaea tarafından yönetildi. Oğlunun aksine son derece hırslı ve dominant bir karakter olan Mamaea, Elagabalus’un yarattığı enkazı toplamaya çalıştı. Senato ile iyi ilişkiler kurdu, saygın hukukçu Ulpian gibi danışmanlarla çalıştı ve Roma’yı yeniden geleneksel değerlere döndürmeye gayret etti. Oğlu ise annesinin sözünden çıkmayan, yumuşak huylu bir genç olarak kaldı.
Kontrolden Çıkan Ordu: Krizin Ayak Sesleri
Anne ve oğulun en büyük ve ölümcül zayıflığı, ordu üzerinde hiçbir otoritelerinin olmamasıydı. Askerler, Caracalla döneminin cömertliğine alışmıştı ve Mamaea’nın devlet hazinesini doldurmak için uyguladığı sıkı mali politikaları ve “cimriliğini” hiç sevmediler. Bu gerilim o kadar büyüdü ki, Praetorian Muhafızları isyan ederek kendi komutanları Ulpian’ı, imparatorun ve annesinin gözleri önünde katlettiler. Mamaea ve Alexander, katilleri cezalandıracak güçten yoksundu.
Savaş ve Felaket: Sonun Başlangıcı
İçerideki bu zayıflık, dışarıdan gelen tehditlerle birleşince sonu hazırladı. Doğuda, Partların yerine kurulan hırslı Sasani İmparatorluğu ile yapılan savaş, ağır kayıplarla ve sonuçsuz bir şekilde bitti. Asıl felaket ise kuzeyden geldi. 234 yılında Cermen kabileleri Ren sınırını geçerek Galya’yı istila etti.
Çadırdaki Suikast ve Bir Çağın Kapanışı
Severus Alexander ve annesi Mamaea, orduyla birlikte Cermanya’ya gitmek zorunda kaldı. Ancak savaşmak yerine, Cermen kabilelerine barışı korumak için para ödemeyi (haraç vermeyi) teklif ettiler. Bu, Roma ordusu için son damla oldu. Düşmanla savaşmak yerine onlara para ödenmesini bir onursuzluk ve korkaklık olarak gören askerler, isyan etti. Lejyonlar, Trakya kökenli sert bir subay olan Maximinus Thrax‘ı yeni imparator ilan ettiler.
235 yılının Mart ayında, isyancı askerler Mainz yakınlarındaki ordugâha yürüdü. 26 yaşındaki İmparator Severus Alexander ve Roma’yı yıllarca perde arkasından yöneten annesi Julia Mamaea, kendi çadırlarında, kendi askerleri tarafından vahşice katledildi.
Severus Alexander’ın ölümü, Anlatika‘da incelediğimiz gibi, sadece bir hanedanın sonu değil, aynı zamanda Roma için yeni ve karanlık bir dönemin başlangıcıydı: Ordunun imparatorları belirlediği, istikrarsızlığın kural haline geldiği Üçüncü Yüzyıl Krizi‘nin.






Bir Cevap Yazın