Senato’nun Son Rüyası: 75 Yaşındaki İmparator Tacitus’un Altı Aylık Hikayesi

275 yılında, “Dünyanın Kurtarıcısı” İmparator Aurelian, kendi subayları tarafından bir komploya kurban gittiğinde, Roma İmparatorluğu kendini eşi benzeri görülmemiş bir krizin içinde buldu. Suikastçılar bir halef belirlememişti ve güçlü ordu, şaşırtıcı bir şekilde kendi komutanlarından birini seçmek yerine topu Roma Senatosu‘na attı. Aylarca süren bir belirsizliğin ardından Senato, gücünü yeniden ispatlamak için tarihi bir fırsat yakaladı ve kendi içinden birini, 75 yaşındaki yaşlı ve saygın senatör Marcus Claudius Tacitus‘u imparator seçti. Bu, Senato’nun son büyük rüyası olacaktı.

İsteksiz İmparator: Tahta Çıkışın Perde Arkası

Tacitus, hayatını sivil görevlerde geçirmiş, zengin ve kültürlü bir devlet adamıydı. Askeri bir geçmişi olmamasına rağmen, dürüstlüğü ve ılımlı karakteriyle tanınıyordu. Aurelian gibi demir yumruklu bir liderin ardından, ordu bile daha sakin bir geçiş dönemini arzulamış olabilir. Antik kaynaklara göre Tacitus, bu tehlikeli görevi kabul etmekte son derece isteksizdi. Yaşını ve tecrübesizliğini öne sürerek bu onuru reddetmeye çalıştı, ancak Senato’nun ısrarları karşısında görevi kabul etmek zorunda kaldı. O, imparatorluğu yönetmekten çok, Senato’nun eski prestijini yeniden canlandırmak için bir sembol olarak oradaydı.

Senato’nun Rönesansı mı? İlk İcraatlar

Tacitus, tahta çıkar çıkmaz Senato’ya jestler yapmaya başladı. Aurelian’ın katillerini idam ettirerek ordunun adalet beklentisini karşıladı, ancak aynı zamanda Senato’nun isteği üzerine, pek sevmedikleri Aurelian’ı tanrılaştırdı. Sikkelerinde “Devletin Yenileyicisi” ve “Gerçek Özgürlüğün Yaratıcısı” gibi unvanlar kullanarak Senato’ya verdiği önemi vurguladı. Ancak bu “restorasyon” dönemi daha çok sembolikti; örneğin, Gallienus’un senatörlerin orduda komutan olmasını yasaklayan kanununu kaldırmaya cesaret edemedi.

Doğu’daki Kriz: Gotlara Karşı Son Sefer

Tacitus’un kısa saltanatının en önemli olayı, Anadolu’yu kasıp kavuran Got ve diğer kabilelerin istilası oldu. Bu barbar grupları, aslında Aurelian tarafından Pers seferi için kiralanmış paralı askerlerdi. Ancak imparatorun ölümüyle başıboş kalmış ve Karadeniz’den Kilikya’ya kadar her yeri yağmalamaya başlamışlardı.

75 yaşında olmasına rağmen Tacitus, ordunun başına bizzat geçti ve üvey kardeşi Florianus ile birlikte Anadolu’ya sefere çıktı. Bu sefer, şaşırtıcı bir şekilde başarılı oldu. Tacitus’un ordusu, barbar gruplarını birkaç savaşta yenilgiye uğrattı ve Anadolu’yu yağmadan kurtardı. Bu zaferin ardından Tacitus, “Gothicus Maximus” (Büyük Got Fatihi) unvanını aldı.

Zaferden Sonra Gelen Gizemli Ölüm

Ancak imparator, bu zaferinin tadını çıkaramadı. 276 yılının yaz aylarında, zafer kazanmış ordusuyla Avrupa’ya dönerken Kapadokya’da aniden hayatını kaybetti. Ölümünün nedeni tarihin gizemlerinden biridir. Bazı kaynaklar, yaşlı imparatorun seferin yorgunluğuna ve sıcağa dayanamayarak hastalıktan öldüğünü yazar. Ancak daha güçlü olan diğer rivayete göre, bir suikasta kurban gitti. Suriye valiliğine atadığı bir akrabasının yerel askerlerce öldürülmesinin ardından, bu suikastın arkasındaki subayların, imparatorun intikamından korkarak onu öldürdüğü iddia edilir.

Tacitus’un altı aylık iktidarı, Anlatika‘da incelediğimiz gibi, Üçüncü Yüzyıl Krizi’nde köklü bir değişimin kanıtıdır: İmparatorluk artık aristokrat senatörlerin yönetebileceği bir yer değildi; kaderi, Aurelian ve Probus gibi, sınır boylarında yetişmiş sert askerlerin elindeydi. Tacitus’un ölümüyle Senato’nun son rüyası da sona erdi ve imparatorluk, yeniden bir kışla imparatorunun, bu kez güçlü komutan Probus’un ellerine geçecekti.


Anlatika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

Trending

Anlatika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Anlatika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin