Roma’nın Son Pagan İmparatoru: “Dönme” Julianus’un Dramatik Mücadelesi
Tarih, inançların ve imparatorlukların kesiştiği anlarda, Flavius Claudius Iulianus gibi karmaşık ve trajik figürler yaratır. Hristiyanlığın, Büyük Konstantin tarafından kucaklanmasından sadece birkaç on yıl sonra, imparatorluk tahtına Konstantin’in kendi yeğeni, ancak Hristiyanlığı reddeden tutkulu bir Pagan oturdu. Hristiyan tarihçilerin ona “Apostata” (Dönme) lakabını taktığı, filozofların ise “Filozof İmparator” dediği Julianus, sadece üç yıl süren kısa saltanatında zamanın akışını tersine çevirmeye, Roma’nın eski tanrılarını ve geleneksel ibadetini geri getirmeye çalıştı. Onun hikayesi, bir inancın ölümü ve bir başkasının doğuşu arasındaki son büyük mücadelenin öyküsüdür.
Bir Katliamdan Kurtulan Prens: Sürgün Yılları
Julianus’un hayatı, 337 yılında, daha altı yaşındayken bir trajediyle başladı. Amcası Büyük Konstantin’in ölümünün ardından, kuzeni II. Constantius, tahtta rakip kalmaması için ailesinin erkek üyelerine karşı acımasız bir katliam başlattı. Julianus’un babası dahil pek çok akrabası öldürüldü. O ve üvey kardeşi Gallus, bu katliamdan mucizevi bir şekilde kurtarıldı.
Bu travmanın ardından Julianus, hayatının büyük bir bölümünü imparatorluk merkezinden uzakta, Kapadokya’da sıkı bir gözetim altında ve Hristiyan (Aryanizm) eğitimi alarak sürgünde geçirdi. Ancak bu dayatılan eğitim, onda tam tersi bir etki yarattı. Gizlice, yasaklanmış olan klasik Yunan felsefesine ve edebiyatına tutkuyla bağlandı. Mardonius gibi bilge hocaların rehberliğinde, Hristiyanlığın “yeni din” olarak kınadığı sanat, edebiyat ve mitolojiye aşık oldu. Onun için Paganizm, sadece bir inanç değil, aynı zamanda felsefenin, bilgeliğin ve Roma’nın görkemli geçmişinin ta kendisiydi.
Askerlerin Seçimi: Sezar’dan Augustus’a
355 yılında, II. Constantius, imparatorluğun tek hâkimi olmasına rağmen hem Doğu’da Perslerle hem de Batı’da Cermen kabileleriyle başa çıkmakta zorlanıyordu. Hayatta kalan son erkek akrabası olan Julianus’u, isteksizce Batı’nın “Sezar”ı (ast imparator) olarak atadı ve onu kız kardeşi Helena ile evlendirdi. Constantius’un amacı, felsefeyle uğraşan bu genç adamı bir kukla olarak kullanmaktı.
Ancak Julianus, herkesi şaşırttı. Galya’da, Strazburg Muharebesi‘nde sayıca çok üstün olan Alamanlara karşı ezici bir zafer kazanarak inanılmaz bir askeri deha sergiledi. Askerleri arasında hızla popüler oldu. 360 yılında, Constantius’un, Julianus’un en iyi askerlerini Pers cephesine göndermesini emretmesi, bardağı taşıran son damla oldu. Galya lejyonları isyan etti ve Julianus’u Paris’te “Augustus” (İmparator) ilan etti. İmparatorluk, yeni bir iç savaşın eşiğindeydi. Ancak Constantius’un 361’de aniden hastalanarak ölmesi ve ölüm döşeğinde Julianus’u halefi olarak tanıması, bu savaşı engelledi. Julianus, 30 yaşında Roma’nın tek hâkimiydi.
Restorasyon Çabası: Paganizmi Geri Getirmek
Tahta oturduğu an, Julianus devrim niteliğindeki reformlarına başladı. Amacı, Hristiyanlığın son 30 yılda kazandığı tüm ayrıcalıkları geri almak ve imparatorluğu Neoplatonizm ve Teürji (ilahi varlıklarla ritüeller yoluyla iletişime geçme) ile harmanlanmış entelektüel bir Paganizme döndürmekti.
-
362 yılında, tüm dinlere eşit özgürlük tanıyan bir ferman yayınladı.
-
Hristiyan piskoposların devletteki nüfuzunu kırdı, bedava seyahat gibi ayrıcalıklarını iptal etti.
-
Konstantin döneminde kiliselere devredilen pagan tapınaklarının zenginliklerinin iade edilmesini emretti.
-
En tartışmalı hamlesi, Hristiyanların klasik Yunan edebiyatı ve felsefesi öğretmenliği yapmasını yasaklayan “Okul Fermanı” oldu. Amacı, Hristiyanlığı entelektüel temelinden yoksun bırakmaktı.
Pers Seferi ve Gizemli Ölüm
Julianus, imparatorluğu içeriden restore ederken, aynı zamanda Roma’nın en büyük düşmanı olan Sasani İmparatorluğu’na karşı büyük bir sefer hazırlığına girişti. Amacı, Büyük İskender gibi Persleri yenerek Roma’nın gücünü kanıtlamaktı. 363 yılında, 90.000 kişilik devasa bir orduyla Mezopotamya’ya girdi.
Başlangıçta büyük başarılar kazandı, Sasani başkenti Tizpon’un (Ktesifon) kapılarına kadar dayandı. Ancak şehri alamadı ve ikmal hatları tehlikeye girince geri çekilmeye karar verdi. Bu geri çekiliş sırasında, 26 Haziran 363’te, Maranga yakınlarındaki bir çatışmada, bir mızrakla ağır yaralandı.
Ölümü, en az hayatı kadar tartışmalıdır. Resmi kayıtlar, onun bir Sasani mızrağıyla öldüğünü söylese de, tarihçi Libanius’a göre o, kendi askerleri arasındaki fanatik bir Hristiyan tarafından öldürülmüştü. İddiaya göre, son sözleri “Vicisti, Galilaee” yani “Sen kazandın, Celileli!” olmuştu. Bu sözlerle, Hristiyanlığın imparatorluğun resmi dini olacağını anladığını ifade ettiği rivayet edilir.
Julianus’un ölümü, Anlatika‘da da gördüğümüz gibi, tarihin en büyük “ya olsaydı” anlarından biridir. O, paganizmin son ve en parlak savunucusuydu. Onun ölümüyle birlikte, Roma’nın eski tanrılarını geri getirme hayali de sonsuza dek toprağa gömüldü ve Hristiyanlığın yükselişi artık durdurulamaz hale geldi.






Bir Cevap Yazın