Troya’nın Gizemli Dünyası: Efsanevi Savaştan Arkeolojik Katmanlara, İşte Antik Kentin Hikayesi!

Homeros’un Destanlarından Arkeolojik Keşiflere Uzanan Bir Miras

Troya veya Truva (Yunanca: Τροία veya Ίλιον, Latince: Troia veya Ilium, Hititçe: Wilusa/Vilusa veya Truwisa/Truvisa), Kaz Dağı (İda) eteklerinde, Çanakkale il sınırları içinde, günümüzde Hisarlık olarak adlandırılan mevkide yer alan, binlerce yıllık bir geçmişe sahip tarihi bir kenttir. Çanakkale Boğazı’nın güneybatı ağzının hemen güneyinde konumlanan bu antik şehir, özellikle Homeros tarafından yazıldığı kabul edilen İlyada Destanı’nda anlatılan efsanevi Troya Savaşı’nın geçtiği yer olarak dünya çapında ün kazanmıştır. 1998’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve 1996’dan beri Milli Park statüsünde korunan Troya, hem arkeolojik zenginliği hem de mitolojik önemiyle ziyaretçilerini büyülemektedir.

Troya’nın Adı Nereden Geliyor? (Etimoloji)

Antik kentin adı, Fransızcanın etkisiyle bu dildeki “Troie” kelimesinin okunuşundan Türkçeye “Truva” olarak geçmiştir. Kentin adı Yunanca belgelerde Τροία (Troia) olarak anılır. Bazı uzmanlar, kentin Türkçe “Troya” olarak anılmasının daha doğru olduğunu savunsa da, “Truva” ismi “Truva Savaşı”, “Truva Atı” gibi örneklerde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Hisarlık Tepesi: Antik Kentin Yükseldiği Yer (Kent Mevkii)

Troya antik kenti, Çanakkale merkez ilçesine bağlı Tevfikiye köyünün batısında, “Hisarlık Tepesi” olarak bilinen, yaklaşık 200×150 metre boyutlarında ve 31.2 metre rakımlı bir kalker tabakası üzerinde kurulmuştur. Uzun süre tam yeri kesin olarak bilinmese de, tepenin ismi, bölgedeki arkeolojik kalıntıların yüzeye yakın olduğunu ve yerel halk tarafından bu nedenle “Hisarlık” adının verildiğini düşündürmektedir. Troya’nın kurulduğu dönemlerde, Hisarlık Tepesi’nin Karamenderes ve Dümrek Çayları’nın döküldüğü, Çanakkale Boğazı’na açılan bir koya çok daha yakın olduğu düşünülmektedir. Kentin bulunduğu tarihsel bölge ise Troas (ya da Troad) olarak adlandırılır.

Liman Kentinden Terk Edilmişliğe: Troya’nın Kısa Tarihi

İlk olarak Efes ve Milet gibi denize yakın bir liman kenti olarak kurulan Troya, zamanla Karamenderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlar nedeniyle denizden uzaklaşmış ve stratejik önemini yitirmiştir. Yaşanan doğal felaketler ve saldırılar sonrasında ise terk edilmiştir. Tarihsel kayıtlara göre Troyalılar, Sardis kökenli Herakleid hanedanının yerine geçerek Anadolu’yu Lidya Kralı Candaules (MÖ 735-718) dönemine dek yönetmişlerdir. İyonlar, Kimmerler, Frigyalılar ve Miletliler gibi kavimlerin ardından MÖ 546’da Pers istilası yaşanmıştır. Kent, özellikle Athena tapınağı ile özdeşleşmiştir. Pers İmparatoru I. Serhas’ın Yunanistan seferi öncesinde ve Büyük İskender’in Perslere karşı mücadelesi sırasında kenti ziyaret ederek tapınağa adaklar sunduğu bilinmektedir.

Üst Üste Kurulan Şehirler: Troya’nın Arkeolojik Katmanları

1871’de amatör arkeolog Heinrich Schliemann tarafından keşfedilen antik kentte yapılan kazılar, aynı yerde farklı dönemlerde yedi kez kent kurulduğunu ve toplamda 33 farklı katman bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu karmaşık yapı, incelenmesini kolaylaştırmak için Roma rakamlarıyla ifade edilen 9 ana döneme ayrılmıştır:

  • Troya I (MÖ 3200-2600): Hisarlık Tepesi’ne kurulan ilk şehir. Tunç Çağı’nda ticari olarak gelişmiştir.
  • Troya II, III, IV ve V (MÖ 2600-1950): Troya II, bir önceki evrenin iki katına çıkmış, megaron tarzı bir sarayı barındıran üst akropole sahip olmuştur. Bu dönemde büyük bir yangınla tahrip olduğu görülür. Sonraki evrelerde daha küçük ve yoğun evlerle yeniden inşa edilmiştir.
  • Troya VI (MÖ 17. yüzyıl – MÖ 15. yüzyıl) ve Troya VII (MÖ 1300 – MÖ 950 civarı): Troya VI, MÖ 1250 civarında muhtemel bir depremle yıkılmıştır. Bu katmanda Miken çanak çömlekleri bulunmuştur, bu da Yunanlar ve Ege ile ticaretin devam ettiğini gösterir. Luvi izleri ve Anadolu kültürü özellikleri (örn: ölü yakma) baskındır. Troya VIIa katmanı (yak. MÖ 1300 – MÖ 1190), Homeros’un İlyada’sında anlatılan Troya Savaşı’nın geçtiği dönem olarak kabul edilir ve savaşla tahrip edildiğine dair kanıtlar bulunmuştur.
    • Schliemann’ın başlangıçta yanmış Troya II şehrini Homerik Troya olarak kabul etmesi, Troya VI ve VII’nin göz ardı edilmesine neden olmuş, bu da “Calvert’in 1000 Yıllık Boşluğu” olarak adlandırılan bir dönemin arkeolojik olarak açıklanmasını geciktirmiştir. Dörpfeld’in çalışmaları bu boşluğu doldurmuştur.
  • Troya VIII (MÖ 700 civarı): Helenistik Troya dönemi. Kültürel olarak Ege’ye benzer. Pers Kralı Serhas’ın ve Büyük İskender’in ziyaretleri bu döneme denk gelir. Kent, Antigonus Monophtalmus tarafından kurulan Antigoneia Troas’ın bir parçası olmuş, Athena Ilias Koinonu (birliği) kurulmuştur.
  • Troya IX (MS 1. yüzyıl): Roma Troyası (Ilium). Roma generali Fimbria tarafından tahrip edilmiş, Sulla tarafından yeniden inşasına yardım edilmiştir. Julius Caesar ve İmparator Augustus şehri ziyaret etmiş, Augustus döneminde Athena Tapınağı, bouleuterion ve tiyatro restore edilmiştir.

Kayıp Şehri Bulanlar: Troya Kazılarının Öncüleri

  • Charles Maclaren (1822): Troya’nın Hisarlık’ta olabileceğine dair ilk yorumları yapan İskoç araştırmacı.
  • Frank Calvert (1863-1865): Bölgede bir höyüğün olabileceğini tespit eden İngiliz arkeolog.
  • Heinrich Schliemann (1870-1890): Aslen tüccar olan Alman amatör arkeolog. Hisarlık’ta ilk geniş kapsamlı kazıları yapmış, “Troya Hazinesi” ya da “Priamos Hazinesi” olarak bilinen koleksiyonu bulmuş ve yurt dışına kaçırmıştır. Arkeoloji biliminin o dönemdeki yetersizliği ve Schliemann’ın yöntemleri nedeniyle birçok buluntu tahrip olmuştur.
  • Wilhelm Dörpfeld (1893-1894): Mimar ve Schliemann’ın yardımcısı. Kentin katmanlı yapısını tespit etmiştir.
  • Carl W. Blegen (1932-1938): Amerikalı arkeolog. Özellikle Troya VIIa dönemi üzerine çalışmıştır.
  • Manfred Korfmann (1988-2005): Alman arkeolog. Kazı başkanlığı yapmış, ören yeri düzenlemesi, kentin milli park olmasına destek ve turizme yönelik çalışmalarıyla tanınmıştır. 2003’te Türk vatandaşı olup Osman adını almıştır.
  • Ernst Pernicka (2006-günümüz): Kazıları Korfmann’dan sonra devralmıştır.

Troya’nın Mirası: Yurt Dışına Kaçırılan Eserler ve İade Çabaları

Heinrich Schliemann tarafından bulunan ve “Priamos Hazinesi” olarak adlandırılan eserlerin büyük bir kısmı yurt dışına kaçırılmıştır. Günümüzde bu eserler başta Almanya (Berlin Neues Müzesi) ve Rusya (Moskova Puşkin Müzesi) olmak üzere çeşitli ülkelerde sergilenmektedir. Türkiye, bu eserlerin iadesi için diplomatik ve hukuki çabalarını sürdürmektedir. ABD’deki Penn Müzesi’nde bulunan 24 parça eser ise 2009 yılında Türkiye’ye iade edilmiştir. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer, 2001’de Almanya’daki bir sergide eserlerin ait oldukları topraklarda daha büyük anlam kazanacağını belirterek iade talebini dile getirmiştir.

Efsanelerin Beşiği: Mitolojide Troya

  • Kuruluşu: Tanrıça Ate’nin Olympos’tan atıldığı tepeye Tros’un oğlu İlios tarafından kurulur. Bu nedenle kente İllion ve Troya adları verilir.
  • Kral Laomedon: Kötü şöhretli kral. Poseidon ve Apollon’a verdiği sözü tutmaz, Herkül tarafından öldürülür ve oğlu Priamos tahta geçer.
  • Truva Savaşı: Dünyanın en güzel kadını Helen’in, Paris tarafından kaçırılmasıyla başlayan ve Troya’nın yıkılmasına yol açan, İlyada’ya konu olan efsanevi savaş.
  • Truva Atı: Şehre gizlice girmek için Akalar tarafından hediye gibi sunulan tahta at. İçine gizlenen askerler sayesinde şehir ele geçirilir. Tarihçiler arasında gerçekten var olup olmadığı ya da bir metafor olup olmadığı tartışmalıdır.

Tarihten Mitolojiye: Ünlü Troyalılar

Mitolojide adı geçen bazı ünlü Troyalılar şunlardır: Laomedon, Ganymede, Tithonus, Priamos, Hektor, Paris, Kassandra, Aesacus, Corythus, Deiphobus.

Bir Kimlik Arayışı: Troya ve Türklerin Tarihsel Bağlantısı

  1. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’da güçlenmesiyle Rönesans düşünürleri, Türklerin kökenlerini Truvalılara dayandıran teoriler üretmişlerdir. Bu görüşe göre, Troya’nın Yunanlar tarafından yıkılmasından sonra Asya’ya kaçan bir grup Truvalı (yani Türkler), Anadolu’ya geri dönerek Yunanlardan intikam almıştır. İstanbul’un fethinden önce bile “Türkler Truva’nın intikamını alacaklar” sözünün dolaştığı rivayet edilir. Fatih Sultan Mehmed’in, Midilli seferi sırasında Troya kalıntılarını ziyaret ederek Truva kahramanlarına hayranlığını belirttiği ve “Biz bu şehrin düşmanlarını yendik ve onların vatanlarını aldık… Bunların biz Asyalılara karşı kötülüklerini… onların torunlarından aldık,” dediği Kritovulos tarafından aktarılmıştır. Benzer şekilde, Sabahattin Eyüboğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün Dumlupınar’da “Truvalıların öcünü aldık,” dediğini iddia etmiştir. Bu anlatılar, Troya’nın Türk kimliği ve tarihinde sembolik bir yer edindiğini göstermektedir.

🌟 Blog metinlerimizi beğendiyseniz, asıl macera Anlatika Mağaza‘da sizi bekliyor!

 

Yüzlerce e-kitap arasından size hitap edeni bulun ve okuma listenizi hemen zenginleştirin. Yeni yazarlar, farklı konular ve sınırsız bilgi… Hadi, Keşfet!

➡️ Anlatika E-Kitap Dünyasına Adım Atın: https://www.shopier.com/anlatika


Anlatika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

Trending

Anlatika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Anlatika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin